O Zaman Dans!

Mesela acaba mide kanaması nasıl bir histir diye hiç merak etmiyor musunuz? Ya da ne bileyim eğer dünyada akılda ve fiziki kabiliyette insan kadar gelişmiş başka bir canlı türü olsaydı yine insanlar birbirlerini bu kadar yok eder miydi diye merak ediyor musunuz? Ben her zaman merak etmiyorum. Böyle şeyleri en çok “iki gün sonraya yetiştirmem ve aslında üç ay önce başlamış olmam gereken” işler olduğu zaman merak ediyorum. Modern insanın çilesi hep.

Ama neden?

Sanıyorum ki içimde “hülen neden sözel bir bölüm falan tercih etmedim, ne güzel hayat” diyen bir pişmanlık var. Ama ne demiş ünlü bir düşünür; son pişmanlık neye yarar?

Yine de insan sormadan edemiyor, Batı Ağıl düştüğünde Gondor neredeydi?

 

Reklamlar

Kuzu

Evet. Kuzu.

Kuzulardan bahsetmek istedim ama nedenini pek bilemiyorum. Mesela Google’a girin, görsellerde “kuzu”yu arayın, çok sevimli fotoğraflar çıkıyor. Şunun gibi mesela;

7chdh

Sonra en üstteki önerilere bir bakın Allah aşkına, gördünüz mü onu, orada YAVRU KUZU yazıyor. Evet. Google da biliyor Türkler olarak Türkçe bilmediğimizi. Zaten adamın yavrusuna KUZU deniyor, YAVRU KUZU nedir Allah aşkısına? Did you mean YAVRU KUZU? Fine, thanks and you?

Neden böyleyiz, neden böyle oluyor bilmiyorum.

Neyse, kuzular çok sevimliler bence. İnsan bir an kuzuyu yemek olarak düşünemiyor. Sarılmak, öpmek falan istiyor. Sonra da usta bana bir kuzu lokum deyiveriyor. Çok lezzetli gerçekten. Mesela bizim burada bir Ayhan Usta ocakbaşısı var. Nefis gerçekten. Tabi soğutmamak lazım yoksa iyi olmuyor. Hapur hupur yerken kuzunun sevimliliğini de pek düşünmüyorum şahsen. İnsanoğlu çok iki yüzlü.

Konuyu bir yere bağlamak gibi bir niyetim de yok açıkçası. Size buraya bir şarkı bırakayım, dinleyin bari. Bu kadar zahmete değsin. Buraya tıklayacaksınız. Tıkır tıkır tıkır.

 

Kalpten Kalbe Bir Yol Vardır Görülmez

                Henüz gençken, mesela yaşımız 23 iken falan, kalbimiz saf ve temiz, duygularımız katır kutur ve kafamız pırıl pırılken aşk en masum haliyle karşımıza çıkabilir. Ben de o zamanlar bir kıza evlenme teklif etmiştim… Kendisi de neredeyse hiç düşünmeden kabul etmişti…

Ben o zamanlar Münevverin Evi adında aşırı şirin, karanlık ve rutubetten yıkılan 1+0 bir dairede yaşıyorum, tabi buna yaşamak denirse. Yaşamaktan ziyade aşırı rutubetten ötürü ince hastalığın pençesine düşmek üzereydim. Biz müstakbel ev arkadaşımla baktık ki burada yaşamanın imkanı yok, yollara düştük, aradık taradık, sahibinden rutubetsiz, az deniz manzaralı, bol güneş alan, ikinci kat, 2+1 allı pullu bir daireyi gözümüze kestirdik, çaldık ev sahibinin kapısını, girdik içeri.

BİR DE NE GÖRELİM! Yaşlılar bilir, eskiden Samanyolu TV’de bir Salih abimiz vardı, meğer ev onun annesine aitmiş! Akça pakça, örtülü sargılı, yaşlı mı yaşlı bir Saliha teyze, biz de tabi ki hemen teyzeye göre modumuzu ayarladık. ERKEK ARKADAŞ MI! DAHA NELER! ASLA OLAMAZ BÖYLE BİR ŞEY! BEN ZATEN KIZ LİSESİNDE OKUDUM BİR KERE! BENCE BÜTÜN ERKEKLERİ KAZIĞA BAĞLAYIP YAKMAK LAZIM TEYZECİM NE KONUŞMASI! yersen.

        Velhasıl evi tuttuk, depozitoyu verdik, anahtarı aldık!

Hemen Münevverin evine gidip eşyalarımı paketledik, öğrencinin dostu, kötülerin düşmanı nakliyeci Hayri abimizle anlaştık, akşam ezanından sonra eşyaları kamyonete yükledik! Bu sırada Münevver evi aniden boşaltmam karşısında küçük çaplı bir travma yaşıyor olacak ki, sanıyorum olayın şokuyla bize biraz beddua etti :/ Bunun sonucunda Saliha teyze telefon edip ben evi kiralamaktan vaz geçtim deyince biz kamyonette eşyalarımızla kapının önünde kalıverdik! İşte tam bu noktada cengaverler cengaveri Hayri abimiz çat diye bize bir daire buluverdi, biz de akşam karanlığında evin adresine bile bakmadan küt diye tutuverdik! Hatta yerleştik bile!

Halimize ve fakirliğimize çok üzülen Hayri abi bizi kamyonetin arkasına yükleyip Saliha teyzenin evini basmaya götürdüğünde gece saat 3 sularıydı. Sonuç; VENİ, VİDİ, VİCİ. Aldık yani paramızı geri!

Şimdi bu olayların en can alıcı kısmı burada;

Ertesi gün kalan pılı pırtımızı almak, anahtarı vermek üzere geri gittimiğimizde Münevver bizi karşıladı… Münevver ağlıyordu… Elinde bir çalı süpürgesi… Evin beton tabanını süpürüyor… Bir yandan da ağlıyordu… NEREDE diyordu… NEREDE RUTUBET BANA GÖSTERİN… NEREDE diyordu… Duvarlar ağlıyordu… Abla buradayız, Münevver abla diyordu… Münevver duymuyordu… Cevap müstakbel ev arkadaşımdan geldi;

“Bana Mutluluğun Resmini Çizebilir misin Abidin…”

Bir apaçi ağlıyor tatlım! 

Canını yediğim hayat insanı ara ara öyle bir sıkıştırıyor ki, ne yapsam bilemiyorum tatlım.

Bir yandan her zaman acayip saçma sapan çetrefilli işim, bir yandan eve koşa koşa gelip yemek pişirişim, bir yandan kalem-çakmak hırsızı ilgi arsızı kedim… Dur tatlım ben kendime bir çay koyayım.

Bazen de insanlar çok bazen inanır mısın tatlım. Neyse boş ver bunları ya, bak ben sana Albusu göstereyim, kendisi kedim olur ve tam bir bebişkodur. Harry Potter’ı çok sever, sonuçta at sahibine göre kişnermiş diiiğ mi tatlım!

Image

Arjantin Ateşi

Arjantin dünyayı ekvatordan ikiye katlarsak eğer, yaklaşık olarak bizim enlemlerimizin benzeri gibi bir yerlere mi geliyor ne oluyor, zaten pek konuyla da ilgili değil onu söyleyim de.
Yani Arjantin ateşi derken aslında o kadınıyla erkeğiyle esmer güzellerini, güzel müziğiyle sıcak danslarını kast ettim tabi tatlım.
İleride arkadaşlarla dünyayı ele geçirdiğimizde Arjantin’i kendi mülkiyetime almayı düşünüyorum. Oluşturduğum 100 yıllık kalkınma planında ise en önemli konu Arjantin yerel halk dansı Arjantin Tangonun tüm dünya milletlerine benimsetilmesi tabi.
Düşündüm de eğer herkes böyle sevgi ile dans ederse hem küresel ısınmaya hem ekonomik krizlere hem de obeziteye kalıcı bir çözüm bulunmuş olur.
Arjantinliler, kutlu günü bekleyin tatlım, gelicem.

Posted from WordPress for Windows Phon

Balkabakla Hasbihal

Efendiiiim! İşte o benim! Balkabak hocanın dersine geç kalıp da giren insan! İşte, işte o benim!! Hem de öyle böyle geç kalmak değil! Tam yarım saat! Kızmadı da aslında bana. Sınıfa nefes nefese daldım ve soluklanmama izin bile verdi!

-Söyle bakalım çok bilmiş, niye geç kaldın?

-Uyumuşum hoca yaa, üstüme gelme valla nasıl içkiliyim, nasıl içkiliyim!

İnsanın 1 dakika daha uyumak için düştüğü hallere bak ya… Saat 6:30’da uyandım aslında… Ama saatin 06:35’e kadar çalacağını bildiğim için, her bir dakikada bir saati kapatıp tekrar uyumaya devam ettim. Tam 1 saniyeliğine gözümü kapamıştım ki, bir açtım, saat 8:15!

İlk önce bir umutsuzluğa kapıldım, çünkü saat 8:15’de uyanıp saat 8:30’daki Balkabak dersine ortalama 40 dakikalık mesafeden yetişebilmek imkansız göründü bana. Sonra durdum ve sesleri dinledim. yo yo hatta durdum ve gülleri kokladım! Sonra bir an beynimde şimşekler çaktı! Hayır, şansımı deneyecektim! Eğer hoca beni kabak gibi oyacaksa da oyacaktı! Bu dersi kaçırmamalıydım! Neden? Çünkü önceki gece saat 01:00’a kadar bu derse çalıştıydımdı!

Nitekim, kalktım, giyindim, koştum, koştum, koştum… 

Durağa vardığımda karşıma bir otobüs çıktı ve hemmen atladım içine! Rüzgar benden yanaydı ve saat tam 08:45’de sınıfın kapısından içeri girdim! 

Star ışığım sekteye uğramıştı, sesim kısılmıştı ve yüzüm düşmüştü. Fakat yılmadım! Tüm balkabak sorularına cevap verdim!

Naadar mikemmel bi insanım ben ya!

Legolegolegolegolegolegolego…

Sevgili kedigilimiz eve geldii… Kendisi çılgının teki… İnsanın çatlayana kadar gülmesine sebep oluyor.

Dün aşısını olup gelmiş, camın kenarına oturup, avluda dolaşan, oturan diğer kedilere söyleniyormuş. Söylenmesi miyavlamadan öte kendi oluşturduğu bir konuşma dilinde, bu dil iki sözcüğü içeriyor; Le, Go. Kelimeleri şu şekilede sıralıyor; “legolegolegolegolegolegolegolego…”

Çok asabi ve sert bir erkek, kendisini sevdirmiyor, kızdığında insanın üstüne üstüne tıslıyor ve hakikatten tırstırıyormuş. 

Kendisi ON kilo! Yani kedi olmaktan öte, bir kuzu kadar.

Bugün ilk kez, öğlen saatlerinde annemle konuşup hakkındaki son haberleri alırken, asabi bir şekilde anneme yaklaşıp bir süre kendini sevdirdi ve yeteri kadar sevildiğinde tekrar asabi asabi uzaklaştı. Rabbim bana küçük bir Kadir İnanır yolladığın için teşekkür ederim!

Ayrıca Beşiktaş şampiyon olduğu için de teşekkür ederim!

Aaay… öyle işte, işim gücüm kedi oldu ne zamandır. 

Artık hayatımda bir erkek var, evimin erkeği ne derse o!